Prof. Dr. Beril AkmanPROF. DR. BERİL AKMANİç Hastalıkları ve Nefroloji UzmanıBöbrek, Hipertansiyon, TransplantasyonMENÜ

BÖBREK YETMEZLİĞİ

Böbrek işleyişi normal olan kişilerde ani gelişen ve böbreği etkileyen bir durumun etkisiyle geçici olarak böbrek değerlerinde bozulma görülebilir. Buna Akut Böbrek Yetmezliği denir.

Böbrek Yetmezliği

Böbrek yetmezliği nedir?

Böbreklerin süzme ünitesine nefron adı verilir. Her iki böbrekte yaklaşık olarak toplam 2 milyon nefron bulunur. Böbrek hastalıkları genellikle her iki böbreği de etkiler. Eğer tek taraf böbrek operasyon ile alınır ise diğer böbrek sağlıklı ise kendini büyüterek diğer böbreğin de yükünü üzerine alır ve fonksiyon kaybının daha az olmasını sağlar.

Böbrek Yetmezliği Tedavisi Ankara

Tüm dünyayı etkisine alan korona virüs salgını, malesef tüm insanlığı etkilemektedir. Kronik böbrek yetmezliği teşhisi ve tedavilerinin yarım kalmaması için, haftanın belli günlerinde hasta kabul etmekteyiz. Muayenehanemiz aynı anda sadece bir veya iki hasta bulunacak şekilde planlanmaktadır.

Muayene ettiğimiz her hastadan sonra tüm cihazlar sterilize edilmektedir. Klinik ortamı sürekli havalandırılmaktadır. Muayene sırasında ben dahil tüm personelimiz maske ile çalışarak, hastalarımızı ve kendimizi korumaktayız.

Covid-19 ile mücadele kapsamında, aldığımız önlemlerle, hijyenik koşullarda kronik böbrek yetmezliği teşhis ve tedavisi konusunda bize güvenle başvurabilirsiniz. Hastane ortamından farklı olarak, maksimum izolasyon sağlayarak, diğer hastalarla aynı anda aynı ortamda bulunmadan kişiye özel muayene şansı sağlamaktayız.

Testler ve Tetkikler

İstediğiniz takdirde, kan ve idrar tetkikleriniz muayene esnasında tarafımızca gönderilmektedir. Radyojik tetkikler konusunda Ankara`nın önemli merkezleri ile anlaşmamız mevcuttur.

Böbrek yetmezliği sebepleri nelerdir?

Böbrek işleyişi normal olan kişilerde ani gelişen ve böbreği etkileyen bir durumun etkisiyle (enfeksiyon, susuzluk, ilaç etkisi, kalp yetmezliği, prostat büyümesi, böbrek taşı, gut gibi) geçici olarak böbrek değerlerinde bozulma görülebilir. Buna Akut Böbrek Yetmezliği denir ve erken tedavi edildiğinde hasarsız olarak iyileşme gerçekleşir.

Altta yatan böbrek hastalığı uzun süredir devam ediyor ve böbrekte hasar mevcut ise buna Kronik Böbrek Yetmezliği denir. Bazen kronik böbrek yetmezliği olağan seyrinde izlerken aynı şekilde yukarıdaki gibi arayan giren bir sebeple geçici bozulma gelişebilir ve hızlı tedavi ile eski bulunduğu noktaya geri dönebilir. Buna Kronik Böbrek Yetmezliği Zemininde Akut Bozulma tabiri kullanılır.

Sonuç olarak AKUT ya da KRONİK olsun, böbrek yetmezliği geliştiğinde temel fonksiyonlarını gerçekleştiremez. Böbrek hastalığı sık görülen diyabet, hipertansiyon, böbrek taşı gibi başka hastalıklarla beraber görülebilir, takip ve tedavi edilmezse böbrek yetmezliği kalıcı olabilir.

Böbrek yetmezliği tanısı nasıl konulur?

Böbrek yetmezliği tanısı yapılan testlerde kanda bakılan kreatinin değeri esas alınarak hesaplanan GFR (glomerül filtrasyon hızı) değerinin normalden (120 ml/dk) düşük olmasıyla konulur.

Hasta kolay anlasın diye düşünülerek, burada bakılan rakamın böbreğin çalışma yüzdesi olarak ifade edildiği de olur (örn. GFR 95, böbrek yüzde 95 çalışıyor gibi). GFR değeri diyabet hastalarında 15’in, diğer böbrek hastalarında 10’un altına düştüğünde diyaliz ya da böbrek nakli ihtiyacı belirir.

Böbrek hastalığının evreleri nedir? Böbrek yetmezliğinin belirtileri nedir?

1. Evre (90 ml/dk ve üzeri)

Hafif bir evredir. Belirti ya da görünür bir komplikasyon olmaz. Böbreklerde hasar başlangıç evresinde veya çok azdır. Tansiyon yüksek olabilir. Diyet, egzersiz, yeterli su tüketimi, altta yatan hastalıkların nefroloji tarafından yakın takibi ile durumun engellenmesi, iyileştirilmesi mümkündür.

2. Evre (89-60 ml/dk) 

Hafif derece olarak kabul edilir, ancak idrarda protein kaçağı, ödem, tansiyon yüksekliği veya böbreklerde fiziksel hasar görülebilir. Bir önceki evrede önerilerin tümü bu evre için de geçerlidir, sadece nefrolojinin daha yakın takibi gerekebilir. 

3. Evre (GFR (30-59 ml/dk)

Orta derece olarak kabul edilir Böbreklerin çalışması azalmış ve bu kan testlerinde de görünür hale gelmiştir. Üre, kreatinin, ürik asit, elektrolitler (kalsiyum, fosfor, sodyum, potasyum) etkilenir, paratiroid bezinin çalışması bozulur. Kemik ağrıları,kaşıntı, çabuk yorulma, ellerde ve ayaklarda şişme (ödem),tansiyon yüksekliği, gece idrara kalkma, idrarda renk değişikliği ve köpüklenme gibi şikayetler görülür.

Kullanılan tedavilerin dikkatle düzenlenmesi, antibiyotikler başta olmak üzere pek çok ilaçta doz ayarlanması, anjiyografi ve tomografi gibi işlemlerden önce nefrolog kontrolü ve onayı gerekir. Düzenli takip ve kontrol gereklidir.

4. Evre (GFR (15-29 ml/dk)

Şiddetli derece olarak kabul edilir. Böbrekler temel fonksiyonlarını yerine getiremez, buna bağlı kan testlerinde üre, kreatinin, ürik asit, elektrolitler (kalsiyum, fosfor, sodyum, potasyum),parathormon değerlerinin yanısıra kan düşüklüğü (anemi) saptanır. Önceki evredeki şikayetlere ek olarak anemi ve kemik hastalığı ile ilgili yakınmalar artar.

Halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kas ve kemik ağrıları, çabuk yorulma, kolay enfeksiyon kapma ve iyileşememe, kaşıntı, çarpıntı, nefes darlığı, kalp yetmezliği, idrar miktarında azalma gibi şikayetler başlar. Hastanın aşılarının yapılması, böbrek nakli konusunda bilgilendirilmesi ve çok yakın takibi gerekir.

5. Evre (GFR (15 ml/dk ve altı)

Son dönem böbrek hastalığı / böbrek yetmezliği olarak kabul edilir. Diyabet hastaları GFR 15 ml/dk altında diğer böbrek hastaları 10 ml/dk altında olduğunda böbrek replasman tedavilerine (diyaliz yöntemleri, böbrek nakli) başlanır. Bu aşamada tedavide gecikme yaşanırsa beyin, kalp, akciğer etkilenir ve hayati tehlike gelişir.

Böbrek Yetmezliği Diyeti

  • Her gun 10 bardak su tüketilmesi,
  • Diyette tuz tüketiminin azaltılması,
  • Düzenli egzersiz yapılması,
  • Sigara bırakılması,
  • Gereksiz ilaç (tıbbi ve bitkisel) ve ağrı kesicilerden kullanımından kaçınılması,
  • İleri evrelerde ve protein kaçağı varlığında diyette protein alımının kısıtlanmasıdır.

Böbrek yetmezliği ilerlediğinde tuz ve protein kısıtlamasına ek olarak potasyum ve fosfor içeren bazı gıdaların miktarlarını azaltmak ya da yasaklamak gerekir. Yemeklerin de pişirilmesi sırasında dikkat edilmesi gereken kurallar vardır. Bunların detayları için Nefroloğa başvurmak ve gerekirse böbrek diyetisyeni ile çalışmak uygundur.

Unutulmaması gereken en önemli nokta, böbrek yetmezliği diyeti ve tedavisinde mucizevi iyileşme sağlayan özel bir bitki veya gıda olmadığıdır, bununla ilgili bilgiler mutlaka Nefroloğa danışılarak kullanılmalıdır.

Böbrek Yetmezliği Tedavisi Yöntemleri

İlaç Tedavisi

Böbrek yetmezliği ilerlemesinin engellenmesi ya da yavaşlatılması için yüksek kan şekeri ve tansiyonun kontrol altında tutulması çok önemlidir.

Böbrek yetmezliği ilerlediğinde ve GFR 60 ml/dk altına düştüğünde Diyabet ve Hipertansiyon ile ilgili tedavilerin yeniden düzenlenmesi, kullanılan ilaç dozlarının böbreğin mevcut süzmesine göre dozlarının azaltılması, hatta bazı ilaçların kesilmesi gerekebilir. Bu durumdaki hastalara başka hekimler tarafından önerilen antibiyotik ya da başka ilaçların da nefrolog onayından geçmesi gereklidir. Ayrıca bu hastalarda yapılması planlanan ilaçlı radyoloji tetkikleri (ilaçlı tomografi, tüm anjiyografiler) öncesinde ve sonrasında nefroloji kontrolü gerekir, aksi takdirde böbrek yetmezliğinin hızla ilerleyerek diyaliz ihtiyacı doğması söz konusu olabilir.

Böbrek yetmezliğinin ileri safhalarında fosfor düşürücü ilaçlar, potasyum bağlayıcı ilaçlar, anemi tedavisi için demir ve vitamin ilaçları ve eritropoietin enjeksiyonu, aktif vitamin D tedavileri, pıhtılaşma engelleyici ilaçlar ve sodyum bikarbonat başta olmak üzere pekçok tedavi hastanın ihtiyacına göre başlanır.

Hasta grip, pnömoni ve hepatit hastalıklarının önlenmesi için aşılanır. Böbrek yetmezliği tedavisinde iyileşme sağlayan özel bir bitki veya gıda yoktur, hatta mısır püskülü başta olmak üzere bazı bitkiler, böbrekteki yetmezliğin hızla ilerleyerek diyalize girmeyi hızlandırabilir. İçeriği bilinmeyen bitki karışımları ve ilaçlar kullanılmamalıdır.

Diyaliz Tedavisi

Böbrek hastalarında ne zaman diyaliz gerekir sorusunun cevabı Glomeruler Filtrasyon Hızı (GFR) değerinde saklıdır.

Çoğu zaman tetkik sonuçlarında Kreatinin değerinin altında otomatik olarak hesaplanmış GFR değeri GFR değeri yer alır. GFR değeri böbrek hastalarında 10 ml/dk, diyabet hastalarında 15 ml/dk altına düşerse Renal Replasman Tedavisi ihtiyacı doğar.

Renal Replasman Tedavileri böbrekler devre dışı kaldığında uygulanan ve büyük oranda böbreklerin görevlerini yerine getiren tedavilerdir. Bu tedaviler, Diyaliz tedavileri ve Böbrek naklini içerir. Diyaliz yöntemleri Hemodiyaliz ve Periton diyalizi olarak iki şekilde uygulanır. Hemodiyaliz tedavisi, Evde Hemodiyaliz ya da Diyaliz Merkezinde Hemodiyaliz olarak gerçekleşir.

Evde Hemodiyaliz için hastanın durumu ve hastanın ev ortamının uygunluğu doktor ve ekip tarafından değerlendirilerek gerekli değişiklikler yapılır ve aileye konuyla ilgili eğitim verilir. Bu tip hemodiyaliz için hastanın genel sağlık durumunun evde diyaliz tedavisi alması açısından riskli olmaması gerekir.

Diyaliz merkezinde hemodiyaliz için hasta merkeze yönlendirilir ve genellikle haftada 3 gün her seans 4 saat sürecek şekilde işlem uygulanır. Bu hastalar seans sırasında düzenli doktor takibinde kalır ve aylık diyaliz yeterliliği tetkiklerle değerlendirilir.

Bunların dışında daha gelişmiş bir diyaliz yöntemi olan ve yoğun bakım hastalarında kan basıncında hızlı değişime yol açmadan daha uzun süreli uygulanan Hemodiyafiltrasyon yöntemi vardır. Bu tür diyaliz yöntemlerinin tümünde hastaya acil ise diyaliz kateteri takılarak işlem uygulanır. Hasta eğer programlı diyaliz hastası haline gelmişse arteriovenöz fistül (AVF) açılır ve damar girişim yolu olarak burası kullanılır.

Sürekli Ayaktan Periton diyalizi (SAPD) hastanın gerekli eğitimi aldıktan sonra kendi ev ortamında yaratılan temiz koşullarda,genellikle günde 4 kez yaklaşık 1.5-2 lt özel periton diyalizi sıvısını karnına verip bir süre sonra boşaltarak uyguladığı yöntemdir.

Diyaliz merkezine ulaşım sorunu olan, damar girişimi mümkün olmayan, iğne korkusu olan, hemodiyaliz tıbbi sebeplerle uygulanamayan hastalarda tercih edilir. Bu işlem için karından içeriye yerleştirilen bir kateter kullanılır.

Hasta periton diyalizinde sıvı alışverişini kendisi yönlendiriyorsa Manuel, işlemi programlanmış cihaz gerçekleştiriyorsa Aletli Periton Diyalizi olarak tanımlanır. Renal Replasman Tedavileri arasında hasta açısından en fizyolojik ve uzun dönemde kurumlar için en uygun maliyetli olan tedavi şekli Böbrek Naklidir.

Böbrek naklinde hastanın yaşam süresini en iyi etkileyen ve nakledilen böbreğin sağ kalımı açısından en elverişli olan yöntem hastanın diyalize girmeden böbrek nakli olmasıdır. Buna preemptif böbrek nakli denir. Böbrek naklinde verici kadavra ya da canlı olabilir. Böbrek naklinin başarısı için hastanın kan grubu uyumu olması, canlı vericiden (mümkünse hastanın kan bağı olan yakınından) böbrek alması, alıcı-verici arasında doku uyumu olması çok önemlidir.

SİZDEN GELENLER
Tüm Yorumlar
RANDEVU TALEBİ FORMU
Prof. Dr. Beril AkmanProf. Dr. Beril Akmanİç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı
0312 220 10150505 057 5356